Zamanın Durduğu Yere Yolculuk – KÜBA

Masallar Ülkesi – TAYLAND
30 Eylül 2016

cuba-havana

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama,
Gül yanaklı bebesini emziren
Melek yüzlü anneciğin resmini değil,
Ne mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
Ne de al çeperli elmanın,
1961 yaz ortasındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür
Bugünleri de gördüm
Ölsem gam yemem gayrının
Resmini yapabilir misin üstad?

Nazım HİKMET

                Büyük usta böyle sormuş dostu Abidin DİNO’ ya… “Gerçekten de böyle midir?” “Mutluluğun resmi Küba’nın resmi midir?”  Ya da “Havana sokaklarında oynayan bir çocuğunki mi?”  diye merak ettik ve düştük yollara.

                Görmek için can attığımız bu güzel ülkenin yaşam tarzını, yönetim şeklini, mimari yapısını, havasını, suyunu kısacası gitmek isteyenlere faydası olabileceğini düşündüğüm bazı noktaları sizler için araştırdım ve yazdım. Umarım yararlı olabilmişimdir.

KÜBA CUMHURİYETİ (REPUBLICA DE CUBA)

                Önce biraz ülkeyi tanıyalım. Küba, Karayipler’de, tropikal iklimin hüküm sürdüğü bir ada ülkesidir. Bol ağaçlık bir alan olduğundan dolayı Cuba ismi, “güneşin toprağa hiç değmediği yer” anlamına gelen Cubao’dan gelmektedir.

                Kristof Kolomb tarafından keşfedilmiştir. Dünyada görülmesi en çok istenen ülke olan Küba’nın nüfusu 11.000.000 olup resmi dili İspanyolca’dır. Sloganı ise “vatan ya da ölüm” dür.

                Üniter yarı başkanlı sosyalist bir Cumhuriyettir. Başkanı ve Başbakanı, ülkenin  kurucusu ve devrimin önderlerinden olan Fidel Castro’nun kardeşi Raul Castro’dur.

                Başlıca geçim kaynakları tarım (şekerkamışı-tütün-turunçgiller-kahve-pirinç) ve turizmdir.

                Bir ucundan diğer ucu 1200 km’dir. Trafik akışı sağdandır.

 

VİZE ve YOLCULUK SÜRECİ

                Öncelikle şunu belirteyim. Küba’da yeşil pasaporta vize yok, normal (bordo) pasaportlara var. Fakat korkmayın, parayı bastıran herkese vizeyi veriyorlar. Nasıl mı?  Şöyle;

                Vize denen şey aslında bir çok ülkenin aksine, pasaporta basılan bir damga değil, sadece Turistik Vize Kartı adında küçük bir kağıt parçası. Yarısını ülkeye girerken, diğer yarısını da çıkarken veriyorsunuz. Ülkeden çıkana kadar kaybetmeyin, havaalanında sizi uğraştırabilirler.

                Vizenizi Büyükelçiliklerden (30 Euro)  veya Büyükelçiliklerin yetkili kıldığı seyahat acentalarından (yaklaşık 60 Euro) 15 dakika gibi bir sürede alabiliyorsunuz.

Vize için gerekli evraklar şunlar:

  • Uçak bileti bilgileri

  • Konaklama rezervasyon bilgileri

  • Pasaport

  • 30-60 euro kadar nakit para

                Otelde kalmayacak ve pansiyon ya da bir arkadaşının evinde kalacak kişilerin konaklama ile ilgili e-mail yazışmalarını veya bina resimlerini göstermeleri bile vize için yeterli. Kısacası vize işi gerçekten çok kolay. Siz yeter ki gelin, biz her türlü kolaylığı yapmaya hazırız diyorlar.

                Pasaportuma Küba vizesi bastırırsam ABD’ye giremem diye düşünmeyin çünkü öyle bir durum artık söz konusu değil. Pasaportunuza rahatça Küba vize damgası bastırabilirsiniz.

                Vize kısmını geçtik. Gelelim yolculuğa. Yollar uzun şartlar çetin. Biz seyahatimizde Air France Havayolu’nu tercih ettik. (Air Canada ve Aeroflot’a da bakabilirsiniz). Bilet fiyatları sürekli değişkenlik gösterdiğinden iyi takip etmek ve önceden satın almak bileti ucuza getirmeye yarayacaktır.

                Küba’ya şuan için Türkiye’den direkt uçuş olmadığından mutlaka bir yerlerden aktarmalı olarak gidiliyor. Genelde Paris aktarmalı oluyor ve biz de öyle yaptık (Güncelleme: 12 Aralık itibarı ile THY’nin Havana’ya direkt uçuşları başlamıştır).

                İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan yaklaşık 4 saat süren bir yolculuktan sonra Paris’e vardık. Aktarmalı uçuşlarda, transit geçiş yapacaklar için Schengen vizesi şartı aranmıyor.

                Paris’te  5 saat bekledikten sonra Boeing 777 model devasa uçağımıza biniyor, yaklaşık 10 saat sürecek bir yolculuk daha yapıyor ve Havana’ya iniyoruz. Burası Küba’daki iki havaalanından biri ve en işlek olanı. Dünya ile bağlantısını bu havaalanından sağlıyorlar. Adı Jose Marti. Diğeri ise Varadero’da bulunan Juan Gualberto Gomez adındaki sadece charter uçakların iniş yapabildiği pek faal olmayan bir havaalanı.

                Jose Marti tüm halkın örnek aldığı büyük bir şahsiyet. 1853-1892 yılları arasında yaşamış Küba’nın en önemli devrimcilerinden, bağımsızlık mücadelesinin öncüsü ve aynı zamanda şair, yazar. Ayrıca hepimizin bildiği Guantanamera (Guantanamolu kadın) şarkısını o yazmıştır.

                Yolculuk süreci tahmin ettiğiniz üzere biraz yorucu fakat Küba’yı görecek olmanın heyecanından mı ya da içtiğim alkolün etkisinden mi bilinmez, yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım.

Not1: Uçak biletinizi alırken uçuş saatlerinizi aktarmada çok beklemeyeceğiniz şekilde ayarlamaya dikkat edin.

Not2: Paris’ten Havana’ya 10 saatte gidiliyor ancak dönüş 8 saat. Bunun nedeni giderken rüzgara karşı gidiyorsunuz, dönerken ise rüzgarı arkanıza aldığınızdan daha süratli geliyorsunuz. Ben şanssız adamım giderken de dönerken de rüzgarı karşıma alırım demeyin, çünkü o irtifada rüzgarın esiş yönünün değişme olasılığı, dünyanın dönüş yönünün değişme olasılığı ile aynı.

Not3: Saatlerinizi gittiğiniz ülkenin saatine göre ayarlamayı unutmayın, aksi takdirde uçağı kaçırabilirsiniz.

Kış saati için;

  • Türkiye – Fransa saat farkı -1 saat

  • Fransa – Küba saat farkı -6 saat

Türkiye saati Küba’nın saatinden 7 saat ileri.

Yaz saati için;

  • Türkiye – Fransa saat farkı -2 saat

  • Fransa – Küba saat farkı -6 saat

Türkiye saati Küba’nın saatinden 8 saat ileri.

Not: Ülkemizde bu sene itibarı ile kış saatine geçme durumu kaldırıldığından, yaz saati baz alınmalıdır. Uygulamanın değişmemesi durumunda bundan sonra Türkiye saati, Küba saatinden 8 saat ileri olarak kalacak.

                      havana-cuba

                Jose Marti havaalanı çok işlek bir havaalanı değil, fakat uçağımız büyük, yolcu sayımız çok fazla. (Nedense ben Adana Şakirpaşa Havalanı’na çok benzettim). Bir anda yaklaşık 600 kişi ülkeye giriş için gişelerin önünde kuyruğa giriyoruz. Yanılmıyorsam 18 tane gişe var. 2 tanesi diplomatik yolcular için. Yarısı da çalışmıyor. Kaldı 8 tane. Yaklaşık 1 saat süren beklemenin ardından sıramız geldi. Bize verilen turist vize formunu ve pasaportumuzu görevliye verdik. Burada dikkat edilmesi gereken şey;

                “Daha önce hiç Afrika kıtasında bulundunuz mu?” sorusuna hayır cevabı vermeniz. Evet derseniz ne oluyor bilmiyorum ama hayır derseniz geçiyorsunuz.

                 Eğer daha önce Afrika kıtasında bulundunuz, sonrasında o pasaportunuzun süresi doldu ve yeni pasaport aldıysanız kesinlikle hayır cevabı verin. Çünkü bunu anlayacakları bir sistemleri yok. Biz öyle yaptık, bir sorun yaşamadık. Pasaportunda Afrika kıtası ülkeleri damgası olan arkadaşlardan da hayır cevabı verip geçenler oldu, çok dikkat etmiyorlar. Bu konuda karar size kalmış.

                Yaklaşık 2 saatlik bir bekleyişten sonra valizlerimize kavuşuyoruz. Sevinçli değiliz çünkü valizine kavuşamayan 1 arkadaşımız var. Sonradan öğrendik ki Küba yolculuğunda böyle durumlara sık rastlanıyormuş. Bu nedenle sırt çantanıza yedek bir şeyler almanızda fayda var. Gelmeyen ya da ortaya çıkmayan valiz en geç 24 saat içerisinde ortaya çıkıyor.

                Zorlu havaalanı maceramız bizi Küba hakkında bilmemiz ve kabullenmemiz gereken gerçekle yüzleştiriyor.

                Küba’da işler ağır aksak ilerliyor, aceleye ve endişeye gerek yok.

                Havaalanından dışarı adımımızı atıyoruz ve o anda ılık bir rüzgar vuruyor yüzümüze. Çıkarıyoruz uzun kolluları.

Not: Yanınızda uzun kollu yağmurluk gibi bir şeyler mutlaka bulundurun, hava önümüzdeki 1-2 gün hem yağmurlu hem de serin oldu.

                Bizi otele götürecek minibüse biniyoruz ve kısacık yolculuğumuz süresince adeta büyüleniyoruz. 1960-1970 yıllarına dönüyoruz. Aklımıza izlediğimiz Amerikan filmleri geliyor. Burada gerçekten zamanın durduğuna şahit oluyoruz. Bütün yorgunluğumuz geçiyor ve otelde birkaç kadeh mojito içmeye odaklanıyoruz.

                Kaldığımız otelin adı HOTEL NACIONAL DE CUBA. 1930 yılında açılmış. Buram buram tarih kokan çok ünlü ve eski bir otel. Tüm devlet erkanının, eski mafya babalarının, Holywood yıldızlarının, şarkıcıların, sporcuların kısacası geçmişten günümüze birçok ünlüyü ağırlamış nostaljik bir otel. Frank Sinatra balayını bu otelde yapmış diyorum daha da bir şey demiyorum.

                Kesinlikle kalınası harika bir otel. Yer bulamayanlar Melia Cohiba otelinde kalabilirler. Orası da gayet iyi. Fiyat ve otel konularında araştırmalarınızı iyi yapın derim, çünkü Küba’da hijyen sorunu had safhada. Bu nedenle de temiz yerlerde kalmaya özen gösterin.

                Bahsettiğim otellerin geceliği 150-200 Euro civarında. Bütçesi daha düşük olanlar, değişik seçenekleri değerlendirebilirler.

                Ayrıca Küba sokaklarında dolaşarak kapısında çapa işaretine benzeyen bir işaret gördüğünüz tüm evlere girip gecelik konaklama için pazarlık yapabilirsiniz. Buna Casa Particular deniyor. Sanırım 20-30 Cuc arası kalınabiliyor. (20-30 euro), Fiyatta anlaşmadan önce banyolarına mutlaka bakın.

                Küba’da pazarlık resmen bir sünnet haline gelmiş. Pazarlık yapmadan hiçbir alışveriş yapmayın. Yaklaşık %30-40’lara kadar indirim yapabiliyorlar.

KÜBA’DA YAŞAM

                Küba’nın para birimi Peso. Ancak iki çeşit peso var;

1-)Halkın kullandığı peso (CUP)

2-)Turistlerin kullandığı peso (CUC)

1 CUC  = 1 EURO = 25 CUP (yaklaşık olarak)

                Sizin CUP ile işiniz olmayacağından ve CUC parasını kullanacağınızdan dolayı aklınızı hiç karıştırmayın. 1 CUC = 1 EURO mantığıyla yolunuza devam edin.

                Yerli gibi görünür,  CUP para birimini kullanırım, ucuza bir şeyler alırım demeyin çünkü Küba’da bu tip davranışların cezası var.

                Yanınızda kesinlikle Euro bulundurun, çünkü bozduruken bazı yerlerde ABD dolarına %18 hatta daha da fazla komisyon alabiliyorlar.

                Küba’da banka yok. Havana’nın merkezinde 1-2 tane bankamatik gördüm ama kartımı sokmaya cesaret edemedim. Para çekeceğiniz yer yok denecek kadar az. Çok sıkışırsanız bazı yerlerde kredi kartı kullanabiliyorsunuz fakat birçok banka kartı geçmiyor (Gitmeden bankanıza sorabilirsiniz). En iyisi yanınızda para bulundurmanız. Bizim en çok zorlandığımız konulardan biri bu oldu.

                Para bozdurma işini otellerden gerçekleştirebilirsiniz. Tüm otellerde döviz bürosu bulunmakta. Oteldeki döviz bürosu kapalı ise şehir merkezinde bir döviz bürosu bularak da para bozdurabilirsiniz. Benim önerim otelde bozdurmanız ve mutlaka paranızı sayarak almanız.

                Küba’da yıllık ortalama hava sıcaklığı 26 derecedir. Yazın ortalama sıcaklık 28 dereceyken, kışın 22 derecenin altına inmez. Sıcaklıklar birbirine çok yakındır. Küba’ya gidilmemesi gereken tek dönem hızı saatte 265 km’ye ulaşan kasırgaların olduğu Eylül-Ekim ayları arasıdır. Ayrıca yanınızda mutlaka şemsiye bulundurun, çünkü yağmur yağdı mı uzun yağıyor, fahiş fiyata bile şemsiye bulamıyorsunuz. Biz ilk iki gün neye uğradığımızı şaşırdık.

                Burası, dünyanın en güvenli ülkelerinden biri. Başınıza bir şey gelir diye korkmayın. Sadece karşıdan karşıya geçerken dikkatli olun. Arabalar eski ve çoğunun frenleri iyi tutmuyor

                Ülkede sabun, krem, ruj. makyaj malzemesi, parfüm, peçete, havlu, oyuncak, kıyafet, spor malzemeleri vs. yok denecek kadar az bulunduğundan ve bulunsa bile halkın alım gücünün olmamasından dolayı bu malzemelere çok ihtiyaçları var. Yanınızda giderken götürebildiğiniz kadar götürebilirsiniz. Vereceğiniz kişilere dikkat etmenizi tavsiye ederim, çünkü turistlerden bu malzemeleri toplayıp satanlar da var.

                Kapkaç, gasp, cinayet, tecavüz yok denecek kadar az. 1959 yılından sonra Küba’da işlenen cinayet sayısı 1000’i geçmiyor. Bu sayı dünyanın en güvenli ülkelerinden bile daha az. Türkiye’de ise bu rakam yılda ortalama 1200 . Bu konudaki yorumu size bırakıyorum. Küba’da oraya buraya gitmeyeyim, başıma bir şey gelir demeyin. Tam aksine tüm sokaklara korkusuzca dalın, tadını çıkarın.

                Bir konuya daha dikkatinizi çekiyorum. Küba’da hırsızlık yok fakat herhangi bir yerde hiçbir eşyanızı unutmayın, çünkü döndüğünüzde bulamazsınız. Yani Küba’lıların tabiriyle, o mal kamulaştırılır.

                Şehirde sürekli yanınıza gelip bir şeyler satmak isteyeceklerdir. Almak istemiyorsanız “No” demeniz yeterli olacaktır. Israr etmeyeceklerdir.

                Hemen hemen tüm balkonlarda ahşap sallanan sandalyeler görürsünüz. Bu sandalyeler Küba halkının vazgeçilmezi.

                Beyler için belki biraz hayal kırıklığı olacak ama purolar filmlerde gördüğünüz gibi güzel kızların bacaklarında değil, genelde yaşlı teyze ve amcaların nasırlı ellerinde sarılıyor.

                Puro alacaksanız kesinlikle dükkanlardan ve bandrolü olan faturalı purolardan alın. Faturasız puroların sahte olma ihtimali %99. Eğer yine de aldıysanız dönüşte sırt çantanıza değil valize koyun. Aksi halde sizden fatura isteyecekler, ibraz edemeyince de purolara el koyacaklardır. Sokaklarda puro satan adamların size gösterdikleri kutulara ve bandrollere aldanmayın onlarında sahtesini yapıyorlar. Alırım, anlamayanlara kakalarım diyorsanız kesinlikle alın.

                Kişi başı puro getirme hakkınız 50 adet. Yani 2 kutu 25’lik puro. Daha fazla getirmek isteyenlere bir ipucu vereyim de puroculara ufak da olsa bir faydam olsun. 2 kutu valize koyun, 2 kutu da sırt çantanıza alın (Faturasız varsa valize koyulacak). Hiçbir şekilde anlamayacaklardır.

                Küba’da en yenisi 1959 model olmak üzere yaklaşık 60.000 tane Amerikan arabası mevcut. Amerikan ambargosu nedeniyle (sadece ABD değil başka ülkelerle alışverişe de izin verilmiyordu) yenilerini alamadıkları için eskileri tamir ederek kullanıyorlar. Fakat bunu fırsata çevirmiş durumdalar çünkü turistler bu arabalara bayılıyor.  Artık ABD ile ilişkilerin normalleşme sürecine girmesi nedeniyle diğer ülkelerden yeni araçlar almaya başlamışlar. Son model Mercedes S-350 bile gördüm. Küba bozulmadan mutlaka gidin derim.

            cuba-old-car    Ulaşımı taksiyle sağlamanız gerekiyor. Küba’da tren yok. Turistler için şehir içi toplu taşıma araçları yok. Zaten ihtiyacınız da yok. Araba, motosiklet, bisiklet vb. taksiler var, 6-8 Cuc gibi bir fiyata  istediğiniz yere gidebilirsiniz. Taksimetre yok, binmeden önce pazarlık yapmanız gerekiyor.

                Şehirlerarası ulaşımı ise Viazul adlı firmanın otobüsleriyle yapabilirsiniz. Fiyat bilgisi vermek gerekirse Havana-Varadero arası 10 cuc. Önceden bilet ayırtmaya dikkat edin, aksi halde bilet bulmanız çok zorlaşır. Hiçbir şekilde bilet bulamazsanız 4 kişi bir araya gelip taksilerle de ulaşım sağlayabilirsiniz. 60-70 Cuc civarı bir paraya taksiyle Havana’dan Varadero’ya gidebilirsiniz. 30-40 Cuc’a araba kiralamak ise ayrı bir alternatif.

                Küba’lılar, spora, baleye, operaya, eğitime ve sağlığa çok önem veriyor.  Ülkedeki en popüler spor beyzbol.  Milli takımları ise dünyanın en iyileri arasında. Halkın %95’e yakını devlet memuru. Maaşları 30-40 CUC (30-40 Euro) civarında değişiyor.

                Devlet, öğrencilere, 12 yaşına gelene kadar öğle yemeğini, lise boyunca ise her yıl 2 takım olmak üzere ayakkabı ve kıyafetini veriyor. İlkokula başlayan öğrenciler sosyalizme bağlı kalacaklarına dair yemin ettiriliyorlar ve o günden sonra boyunlarına kırmızı fular bağlanıyor.

                 Küba’nın en ücra köşelerinde dahi okula rastlarsınız. Tek bir öğrenci için bile okul yapılmış. “Öğrenci okula gidemezse okul öğrenciye gider” felsefesiyle hareket ediyorlar. Üniversitelere giriş okul puanlarına göre belirleniyor. Herhangi bir sınava tabi tutulmuyorlar.

                Ülkede çok fazla doktor var. İlaç bakımından çok gelişmiş bir ülke. Dünyanın her yerinden tedavi için buraya geliyorlar. En iyi tansiyon ilacı buradaymış. Sedef (Coriodermina) ve Vitiligo (Melagenina Plus) ilaçlarını getirdim. Sonuçlarını buradan paylaşacağım. İlaçları alabilmek için turistleri tedavi eden hastaneleri sorabilir ve burada ücreti karşılığında tedavi olarak yazdırabilirsiniz. Diğer bir seçenek ise bu hastanelerin etrafında göreceğiniz ilaç satan kişileri bularak onlardan 25-30 Cuc’a temin etmek. Ayrıca bayanlar sıkı durun. Dünyanın en etkili güzellik kremi Küba’da üretiliyor. İsmi Alicia, fiyatı 7-8 cuc civarında ve bebek plasentasından yapılıyormuş. International eczanelerde ve büyük otellerin mağazalarında bulabilmek mümkün.

                Küba’da devlet, düzenli periyotlar halinde halka ihtiyacı olan et, tavuk, belli oranda süt, yumurta, ekmek, şeker, kahve, rom, siyah fasulye vs. gibi temel gıda maddelerini temin ediyor.

                Yemeklerinden çok bir beklentiniz olmasın. Üzülerek söylüyorum aradığınız lezzetleri bulamayacaksınız. Mango, ananas, papaya vb. tropikal meyveleri var. Bunları her yerde bulabilirsiniz. Ben özellikle papaya meyvesine bayıldım

                2010 yılında cep telefonları halka serbest bırakılmış ancak fiyatları çok yüksek. İnternet bağlantısı bulmak zor ve bulunsa bile çok yavaş. Turistler için internet, otellerde satılan bir hizmet. Saati 5-10 CUC arasında değişiyor. Ancak o süreyi bağlanmaya çalışarak  harcamamaya özen gösterin, otel görevlilerine internetin en iyi nerede çektiğini sorun.

                Küba’nın telefon kodu +53. Turkcell kullanıyorsanız aramanın dakikası 14 TL, aranmanın dakikası ise 5-6 TL. Kabarık bir telefon faturasıyla karşılaşmamak için gitmeden önce tarife araştırmalarınızı dikkatlice yapmanızı öneririm. İnternetinizi kesinlikle açmayın. 4 haneli faturayı görüp üzülmeyin.

                Enerji yetersizliği ülkenin en büyük sorunu. 2000 yılında devlet enerji açığını kapatmak için tüm ev ve iş yerlerinin ampullerini ücretsiz olarak değiştirmiş. Ancak otellerin böyle bir sorunu yok. Sokaklar geceleri karanlık olabiliyor ama tekrar ediyorum korkmayın.

                Küba geziniz esnasında birçok petrol kuyusu görüp, bu kadar petrolle hala maddi sıkıntı mı yaşıyorlar diye düşünebilirsiniz. Petrolleri var ancak kalitesi çok düşük. Yakıt olarak kullanamıyorlar sadece sanayi alanında kullanabiliyorlar. Küba’da sanayi ise çok az gelişmiş durumda.

                Küba’da devletin dini diye bir şey yok, bu konuda herkes özgür bırakılmış. Halkın %80’inin ateist olduğu söyleniyor.

                Tarlaların satılması yasak. Sadece babadan oğula miras olarak kalabiliyor. Halk, evlerini ve arabalarını da satamıyormuş ancak yeni bir düzenlemeyle satışa izin verilmiş.  Rant oluşmasını engellemek için ise satın alan kişiye, aldığı evi veya arabayı 20 yıl boyunca başkasına satamama şartı getirilmiş.

                1 ve 3 yıllıkları kokteyllerde kullanılıyor. 7 yıllığını ise sek olarak içebilirsiniz. Havana Club’dan başka bir marka tavsiye etmiyorum.

                Küba, dünyada kendine özgü kokteylleri olan nadir ülkelerden. En meşhurları Mojito, Daiquiri ve Pina Colada. Havana’daki rom fabrikasına giderseniz orada birçok kokteyl tarifini bulabilirsiniz. Burada içtiğiniz kokteylleri, başka ülkelerde içtiğiniz şekerli kokteyllerle kıyaslamayın çünkü uzaktan yakından alakası yok. Çok farklı ve güzel tatları var.

                Küba’nın herhangi bir şehrinden mutlaka yağlı boya tablosu alın. Rulo halinde bir kutuya sarıp getirebiliyorsunuz. Bu tablolar güzel ve değerli tablolar. Çok ucuza alabiliyorsunuz. Burada en önemli konu resimleri ülkeden çıkarmak için satın almanız gereken pul. Fiyatı 1-3 euro arasında değişiyor. Tablo aldığınız yere bu konuyu mutlaka danışın. Zaten onlar siz sormadan söyleyeceklerdir.

                İspanyolca haricinde başka bir dil pek konuşulmuyor. Otel görevlileri, turist ağırlayan restoranlar ve satıcılar İngilizce konuşabiliyor. Çok da ihtiyacınız olmuyor açıkçası.

                Türkleri çok seviyorlar. Havana’da deniz kenarında bir parkta Atatürk büstü bulunuyor. Gördükce gururlanıyoruz… Bizde Atatürk büstleri ve resimleri kaldırılmaya çalışılırken onlar şehirlerinin en özel yerlerine koyuyor. Rivayet mi gerçek mi bilemiyorum ama Che öldüğünde çantasından Atatürk’ün Nutuk kitabı çıktığı söyleniyor.

                Che, Fidel Castro, Raul Castro gibi dünyaca ünlü devlet adamları var. Hikayeyi okuduktan ve dinledikten sonra Che’nin ne kadar büyük bir insan olduğunu daha iyi anladım ve ona olan saygım kat kat arttı. Che gerçekten çok özel biri.

                İspanyol ve İrlanda asıllı bir Arjantinli olmasına rağmen, şahsına özel bir kanunla sonradan Küba vatandaşlığına geçirilen dünyadaki tek kişi. Hikayesi biraz hüzünlü, çok fazla dost kazığı yemiş. Gitmeden mutlaka araştırmanızı öneririm.

              eski-havana-old-habana  Benim gördüğüm ve anladığım kadarıyla Küba halkı, Fidel ve Raul Castro’dan çekiniyor fakat Che’yi gerçekten çok seviyor ve kesinlikle Che yaşıyor olsaydı, Küba’da paylaşım bu kadar adaletsiz olmaz, halk üzerinde bu derece baskı kurulmazdı

                Küba’da geçirdiğim süre boyunca Kübalıların yaşam biçimini, sosyal hayatlarını, yönetim şekline bakış açılarını inceleme fırsatı buldum. Evet Küba halkı aç değil açıkta değil. Başlarını sokacakları bir evleri var. Eğitim ve sağlık bedava. Gelecek kaygıları yok. Devlet onları aç bırakmıyor ama fazlasını da vermiyor. Çalıştıkları restoranlarda turistlere yedirdikleri yemekleri yiyemiyorlar, hizmet ettikleri otellerde kalamıyorlar hatta halkın gözleri açılmasın diye tatil beldelerine girişleri bile yasak. Kaçmasınlar diye tekne ile balıkçılık yapamıyorlar fakat devlet başkanının oğlu lüks yatlarla tatillere çıkabiliyor. Yandaşlar en güzel evlerde oturup, en güzel arabalara biniyorlar. Gazeteler ve TV’ler herşeyi toz pembe gösteren yayınlar yapıyorlar. (toplam 3 tane kanal var) En ufak bir eleştiri yapan anında devlete ispiyonlanıyor. Hatta bununla ilgilenen devlete bağlı bir kurum var, şikayetler buraya yapılıyor ve bu kişiler hakkında ciddi cezalar veriliyor. Yönetim yıllardır Fidel ve ailesinin elinde. (Şu anda da 88 yaşındaki kardeşi Raul Castro tarafından yönetiliyor.) Ülkede düzen bozulmasın diye halk üzerinde inanılmaz bir baskı kurulmuş durumda. Kübalılar görüyor ama sahip olamıyor, kokluyor ama yiyemiyor.

                Fakat bütün bu baskılara ve adaletsizliklere rağmen halk şaşırtıcı bir şekilde çok mutlu. Görmedikleri, yaşamadıkları, bilmedikleri için, tüketim toplumu olmadıkları için mutlular. Onlar bizim hayatlarımıza özenirlerken, biz de onların sade hayatlarına özeniyoruz aslında.  Biz onlara tüketmeyi, onlar bize üretmeyi gösteriyorlar.

                Eleştirilerim kesinlikle sisteme değil, tamamen yöneticilere. Belki de kapitalist düzene yenik düşmemek için bütün bunları yapıyorlar. Sonuç itibarı ile Amerika ve dolayısı ile hemen hemen tüm dünya ülkelerinden ambargo yemiş bir ülke. Tek başlarına var olma mücadelesi veriyorlar.

                Benim düşüncem ise Küba’da sosyalizmin bu şekilde devam edemeyeceği ve Küba’nın, temel taşlarını yerinden oynatmadan soyalist bir devrime daha ihtiyacı olduğu yönünde. Belki de dünyanın en barışçıl toplumu daha özgür bir yaşamı hak ediyor. Aksi halde sistemin çökmesi an meselesi.

    

GEZİLECEK YERLER

 

             HAVANA

                Başkent Havana gerçekten görülmeye değer harika bir liman kenti. Unesco tarafından dünya kültür mirası olarak tescillenmiş. Bölgeye ciddi yatırımlar yapılıp bakımsızlıktan ve rutubetten yıpranan pek çok bina tamir edilmeye başlanmış. Kültür ve sanat alanında çok gelişmiş bir şehir. İspanyol kolonyal dönemden kalma çok sayıda müze, tiyatro ve muhteşem mimari yapılarla dolu. Eski Amerikan arabalarıyla şehirde tur atmak, değişik kokteyllerden içip, salsa yapan insanlara katılmak, sokak çalgıcılarını dinlemek ve puro içmek Havana’da yapılması gereken en önemli aktivitelerdir.

                 Havana’yı 3 bölgeye ayırmak gerekirse;

  • Eski  Havana (Havana Vieja)

  • Merkez Havana (Centro Habana)

  • Yeni Havana (Vedado)

                Bu 3 bölgeyi de mutlaka gezmenizi, buralarda ara sokaklara dalarak kaybolmanızı ve daha önce defalarca gidenlerin bile keşfedemediği yeni yerler keşfetmeye çalışmanızı öneririm. Aşağıda Havana’da gezilip görülmesi gereken yerler listesini yapmaya çalıştım. Buraları görmenizi tavsiye ediyorum fakat bu listenin haricinde, eminim ki sokaklarda kayboldukça çok daha farklı yerler keşfedeceksiniz. Unutmayın ki merkezden uzaklaştıkça gerçek Küba’ya yaklaşacaksınız.

1-) ESKİ HAVANA

                Eski Havana’yı baştan başa yürüyerek dolaşmanızı öneririm. Çünkü ne kadar yazsak da gözden kaçan şeyler olabiliyor.

  • Plaza De Catedral (Katedral Meydanı)havana-katedral-meydani

                Katedral Meydanı başlangıç için ideal bir yer. Biraz fazla turistik olmasına karşın ilk gün Havana’ya ısınmanıza yarayabilir.

                Meydanda bulunan Catedral de San Cristobal de la Habana, yani Havana Katedrali İtalyan Francesco Borromini  tarafından 1780’li yıllarda yapılmış. Her Pazar saat 10.00’da ayin yapılıyor, zamanınız olursa mutlaka uğrayın. Ayrıca bu meydanda değişik mimaride yapılar görüp, at arabası veya bisiklet taksiyle gezebilir ya da elinde puro içen Kübalı teyzeler ve amcalarla resim çektirebilirsiniz.

Katedral Meydanında ayrıca görülmesi gereken yerler :

  • -Centro Wilfredo (Resim müzesi ve Galerisi)

  • -Museo de Arte Colonial (Kolonyal dönem mobilya ve dekoratif sanat eserleri sergisi)

  • -Taller Experimental de Grafica (Grafik ve baskı Atölyesi)

  • -18. ve 19. yüzyıldan kalma güzel evler

 

  • Plaza Vieja (Eski Meydan)

                Eski meydanda dolaşarak değişik sanat merkezleri, fotoğraf galerileri vb. birçok yer görebilirsiniz.  Elinizde romunuzla Camara Oscura kulesinin tepesinden Havana manzarasını seyredebilirsiniz. Meydanda ve çevresinde yemek yiyebileceğiniz ve bir şeyler içebileceğiniz mekanlar mevcut. Buralarda çok güzel vakit geçirebilirsiniz.

  • San Francisco Meydanı

                Armas Meydanı ile Vieja meydanı arasında kalan bölgede yer alıyor. Köşesinde bir kilise var. Renkli ve sanatsal binalar görebilir, bu meydandan ara sokaklara doğru yol alabilirsiniz.

  • Plaza De Armas

                Havana’nın en hareketli meydanlarından biri. Burada birçok güzel kafeye, kitapçıya rastlayabilir, sokaklarda dolaşıp müzik yapan grupları dinleyebilirsiniz.

  • Rom Fabrikası 

                Romun tarihçesini ve nasıl yapıldığını merak edenler için gidilmesi gereken bir yer. Eski Havana’da La Floridita Cafe’nin hemen yanında görebileceğiniz binayı gezmesi yaklaşık 1 saat sürüyor. İçeride, romun nasıl bulunduğu ve nerelerde kullanıldığı resimlerle anlatılıyor. Ayrıca hayatımda gördüğüm en güzel şehir maketi burada sergilenmekte. Etrafında sürekli dönen bir tren var. Eminim ki çok beğeneceksiniz. Çıkışta size 7 yıllık rom ikram edilecek. Buradaki duvarlarda asılı olan kokteyl tariflerini fotoğraflamayı unutmayın, döndüğünüzde çok işinize yarayabilir (tarifleri isteyenler bana ulaşabilirler).

  • Obispo ve Mercaderes Caddeleri

                Eski Havana’da şehrin en hareketli caddelerinden. Bu iki caddeden farkında olmadan  defalarca geçeceksiniz. Fotoğraf çekmek için uygun bir yer.

2-) MERKEZ HAVANA

  • Capitolio Binası

                Havana’daki eski hükümet binası. Binaya bakınca burayı bir yerlerden biliyorum ama çıkaramadım diyebileceğiniz bir bina. Ben söyleyeyim. Washington’daki Capitol binasıının benzeri. İçine bir girin, dolaşın ve görevi tamamlayın derim. Fakat çıkışta mutlaka etraftaki eski Amerikan arabalarıyla dolu sokaklarda turlayın .

  • Central Park

                Capitolio binasının ilerisinde içerisinde Jose Marti’nin heykelinin bulunduğu park. Burada oturup etrafı seyredebilirsiniz. Bence kesinlikle müze gezmekten daha zevkli.

  • Museo de la Revolution (Devrim Müzesi)

                Fidel, Che ve arkadaşlarının devrim mücadelesini anlatan bir müze. Görülesi bir yer. Tahminen 1 saatte gezebilir. Çıkışta ise kitapçısına uğrayamayı ihmal etmeyin.

  • Museo Nacional de Bellas Artes

                Güzel sanatlar müzesi. İki binadan oluşuyor. Havana’da görülmesi gerekenler listemizde var.

  • Prado Bulvarı 

                Cadde boyunca yürüyüş yapabilirsiniz.

  • Museo Nacional de la Musica (Ulusal Müzik Müzesi)

                İlginç müzik aletlerinin sergilendiği ve günün belli saatlerinde verilen konserleri dinleyebileceğiniz bir müze.

3-)YENİ HAVANA (VEDADO)

  • Devrim Meydanı

                devrim-meydani-che-cienfuegos

                Gerçekten Küba’da olduğunuzu anlayacağınız yer bence burasıdır. Şehrin en yüksek yerlerinden biri. Bir tarafta Ülkenin en büyük devrimcilerden Jose Marti’nin devasa heykeli (142 metre), diğer tarafta ise üzerinde Che silüeti olan İçişleri Bakanlığı binası ve Camilo Cienfuegos silüeti olan bina (sanırım İletişim Bakanlığı binası).

                1 Mayısta ve diğer önemli günlerde halkın toplanma yeri burası. Alzheimer olmadan önce Fidel 7-8 saatlik konuşmalarını burada yapıyormuş.

                Burada bir kaç detay vermek istiyorum. Jose Marti heykelinin en tepesinde Tv ve radyo vericileri bulunuyor. Vericiler Küba için çok önemli. Devrim zamanında halkı, yaptıkları yayınla yönlendirmişler. Bu yüzden ele geçirilmesi en zor olan yerde bulunduruyorlar.

                Che’nin siluetinin bulunduğu binada “Hasta La Victoria Siempre” (zafere kadar, daima), Camilio Cienfuegos’un siluetinin olduğu binada ise “Vas Bien Fidel” yani “Her şey yolunda Fidel”  yazar.

  • Universidad de la Habana (Havana Üniversitesi)

                Havana Üniversitesi, mezunlarının arasında Fidel Castro’nun da (Avukat) bulunduğu Küba’nın en önemli üniversitesi. 1728 yılından beri eğitim veriyor. 30.000 civarı öğrencisi var. 2000 tanesi yabancı. Duyduğumuza göre içlerinde Tük öğrencilerde varmış. Çok güzel mimariye sahip bir yapı.

  • Museo de Danza (Dans Müzesi)

                Calle Linea Caddesinde bir Küba dans müzesi. Meraklısı olanlar gidip görebilir.

  • Malecon Sahili

                Havana’da 8 km boyunca deniz kenarında yürüyüş yapabileceğiniz bir sahil şeridi. Ben özellikle akşamları daha çok beğendim. Yürüyüşünüz boyunca içki içenler, şarkı söyleyenler, dans edenler, eğlenenler vb. kısacası her türden Kübalıya rastlayabileceğiniz bir yer. Hiç çekinmeden onlarla tanışıp kaynaşabilirsiniz. Kübalılar gerçekten çok iyi insanlar.

  • Mustafa Kemal Atatürk Büstü

                Puerto caddesi üzerinde Ata’mızın büstünü görebilirsiniz. Ne kadar gurur verici değil mi? Metin Yurdanur’un eseri. Kısa bir bilgi daha vereyim. Bu cadde üzerinde birçok büst görebilirsiniz ve bunların içinden sadece Atatürk siyasi bir kişiliktir.

havana-kuba-ataturk

  • Casa Museo De Ernest Hemingway (Finca Vigia)  (Hemingway’in Evi) 

                Havana’dan 15 km uzaklıktaki, ünlü yazar Ernest Hemingway’in Küba’da yaşadığı  dönemde kaldığı ve “İhtiyar Adam ve Deniz” adlı romanını tamamladığı bu evi görmek isteyebilirsiniz.

  • Morro Kalesi

                Ülkenin en önemli Kalesi. Ulaşımı taksiyle ve kısa bir pazarlıkla 7-8 cuc civarında bir paraya sağlayabilirsiniz. Havana’ya hakim bu yerde güzel manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Mutlaka görmeniz gereken yerlerden.

  • Miramar -Avenida 5. (5. Cadde)

                Miramar’daki Avenida 5., yani 5. Cadde. Çok şık evler görebileceğiniz, Büyükelçilik    binalarının da bulunduğu ve eski güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş harika bir cadde. Mutlaka görmelisiniz.

  • San Jose Çarşısı 

                Burası bizdeki Kapalıçarşıyı andıran Küba’nın en büyük kapalı pazar yeri.  Havana Limanı’nın yakınlarında bulunur. İçeride çok ucuza değerli yağlı boya tabloları, ahşap heykeller,  puro kutuları, magnetler, değişik şapkalar, t-shirtler alıp hindistan cevizi suyu içebilirsiniz. Pazarlık yapmayı unutmayın. Benim Küba’daki en beğendiğim pazar yeri burasıydı.

san-jose-carsisi

Restoran – Cafe ve Gece Hayatı

  • La Bogedita Del Medio (Hemingway’in Mojito içtiği cafe)

                Eski Havana’da Katedral meydanında dolaşırken Ünlü yazar Hemingway’in mojito içtiği en favori cafesine uğramadan olmaz.  Mojito’su biraz pahalı fakat çok güzel. İçeride iyi bir grup müzik yapıyor dinlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca Cafe’nin dış duvarlarına yazı yazıp Küba’da kalıcı bir hatıra bırakabilirsiniz.

  • Floridita Cafe (Hemingway’in Daiquiri içtiği CAFE)

                Eski Havana’da Rom Müzesi’nin hemen yanında bulunan ve mutlaka karşınıza çıkacak olan Hemingway’in takıldığı, hem yemek yiyip hem de bir şeyler içebileceğiniz  köşebaşı şirin bir mekan. İçeride Hemingway’in heykeli bulunuyor. Burada birçok kokteyl çeşidini ve muz kızartılarak elde edilen muz cipsini deneyebilirsiniz. (bizdeki cipslerin muzdan yapıldığını düşünün). Bence Küba’nın en iyi daiquirisi burada yapılıyor. Az şekerli kokteyl sevenler ise Hemingway’in içtiği Papa Hemingway’i deneyebilirler.

  • La Guarida

                Eski Havana’da bulunan gayet başarılı, güzel bir menüsü ve atmosferi, kaliteli hizmeti ve şarapları olan eski bir mekan. Burada Pina Colada adındaki kokteyli deneyebilir ya da çilekli-çikolatalı kekinden yiyebilirsiniz.

  • Casa De La Musica

                Kübalı  dansçıların rengarenk kostümlerle dans ettiği ve Küba’nın hemen hemen her şehrinde bulunan çok popüler bir eğlence mekanı. Havana’da başka yerlerde var mı bilmiyorum ama Miramar’da ki güzel.

  • Cafe Habana

                Melia Cohiba otelinin altında bulunan bu mekan, Havana’nın en meşhur yerlerindendir. İç dekorasyonu inanılmaz güzeldir. İçeride iki adet eski Amerikan arabası ve tam tepenizde ise tavana asılmış bir uçak bulunur. Küba’nın en meşhur gruplarından olan Bueno Vista Social Club’ın eski bir üyesinin sahne aldığı bu mekanın yemeklerini çok beğendim ancak biraz pahalı ve sanki biraz da turistik gibi geldi. Fix menü 35 cuc (yemek + alkol). Havana’da zamanınız varsa çok fazla vakit kaybetmeden bir akşam yemeği yemenizi öneririm.

  • Cafe Del Oriente

                San Francisco Meydanı’nda bulunan bu mekan, yiyecek kalitesi ve lezzeti konusunda diğer cafelerden bir adım daha önde gibi geldi. Burada özellikle deniz ürünlerini çok başarılı buldum.

             PINAR DEL RIO

                Havana’ya 130 km olan Pınar Del Rio şehri Küba’nın en batısındaki şehirdir. Yolları biraz virajlıdır. Şehrin merkezinde bir puro fabrikası vardır. Halkın büyük çoğunluğu tütün ve şeker kamışı üretir. Geleneksel tarım metotlarıyla değişik meyve ve sebze yetiştirenler de bulunur. Dünyanın en kaliteli tütünleri burada yetişir. Unesco tarafından doğal koruma alanı ilan edilmiştir. Pınar Del Rio tütün ve şeker kamışı tarlalarıyla, vadisiyle, mağarasıyla, kent merkeziyle görülmeye değer, taşından toprağından bereket fışkıran bir doğa harikasıdır.  Sakın ola uğramadan geçmeyin

  • Vinales Vadisi

                Yeryüzündeki en güzel vadilerden birisi Vinales Vadisi’dir. Burada uzun yürüyüşler yapabilir, tütün ve şeker kamışı tarlalarını görüp puro nasıl sarılır izleyebilir, manzarayı seyredalabilir ya da bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.

vinales-vadisi-cuba

 

  • Cueva del Indıgo Mağarası (Tekne Turu)

                Burası, içinde değişik figürlere (yılan, insan vücudu, timsah, ağaç vs.) benzeyen kayalar bulunan, içerisinde tekneyle küçük bir tur atabileceğiniz ve çıkışta alışveriş yapabileceğiniz dükkanları bulunan bir mağara. Kapalı alan fobisi olanların iyi düşünmelerini öneririm çünkü içeride yürürken çok dar alanlardan geçiyorsunuz.

cueva-del-indigo-vinales

 

  • Vinales Kasabası

                İçerisinde küçük bir çarşısı, cafeleri ve sokak çalgıcıları bulunan görülesi şirin bir kasaba.

  • Vinales Çarşısı

                Küba’nın her yerinde olduğu gibi burada da satılan şeyler aynı. (Puro kutusu, magnet, anahtarlık, ahşap heykeller, Che şapkaları ve resimleri vs.) Bizim mahalle pazarlarının aynısı. Ben çok değişik bir şey bulamasam da gidip görmekte fayda var.

  • El Mural de la Prehistoria  (Tarih öncesi resim)

                Vinales Kasabası’na giderken yol üzerinde, dağın bir yüzüne yapılmış büyük bir resim göreceksiniz. Bu sanat eserinin adı, tarih öncesi resim anlamına gelen El Mural de la Prehistoria. Devasa bir kayalığın üzerine yapılmış evrim konulu bir çalışmadır. Ayrıca dünyada insan eliyle yapılmış en büyük resim olma özelliğine sahip. Önünde çok büyük bir yeşil alan var. Burada çimlerin üzerinde vakit geçirebilir ve bu harika manzarayı fotoğraflayabilirsiniz.

el-mural-de-la-prehistoria

 

  • Calle Jose Marti Caddesi

                Bu caddede kısa bir tur atabilir, herhangi bir cafede bir şeyler içebilir veya yöreye özgü Guayabita del Pınar adındaki yerel romdan alabilirsiniz.

             VARADERO

                Havana-Varadero arası 150km. Hava sıcaklığı ise Havana’dan 1-2 derece daha fazla. Bir tatil şehri olan Varadero’ya geçince burası da mı Küba demekten kendinizi alamıyorsunuz. Konsept bayağı bir lüksleşiyor. Her yer villa, otel, plaj vs. Oteller İspanyol işletmesi, çalışanlar ise Kübalı. Al Capone’un tatilini geçirdiği yer.

                Eskiden Amerikalıların yazlık olarak kullandıkları villalar şu anda devlete ait ve yandaşlara tahsis edilmiş durumda. Sıradan vatandaş bu bölgeye kotrolden geçerek girebiliyor. Otellere ise hiçbir şekilde giremiyor.

                Sadece charter uçakların iniş yapabildiği Juan Gualberto Gomez adında küçük bir havaalanı var. Özellikle Kanadalılar tarafından çok sık kullanılıyor.

                Varadero’da okyanus, kum ve güneşin tadını doyasıya çıkarabilir, alışveriş yapabilir, gün doğumunu ve gün batımını izleyebilir, geceleri cafe, bar dolaşabilir ve sokak partilerine katılıp Latin danslarına doyabilirsiniz.

  • Cayo Blanco Adası

                Varadero’ya gidip de Cayo Blanco adasını görmemek olmaz. Burası, bildiğiniz Survivor Adası.

                Küba’da, halkın kaçma tehlikesine karşı ve ülkeye uyuşturucu giriş-çıkışını engellemek için herhangi bir deniz taşıtıyla suya girilmesi yasak. Bu yüzden bu adaya sadece devlete ait  katamaranlarla gidebilirsiniz. Biraz fazla turistik, fakat gerçekten ödediğiniz paraya değiyor (60-70 Cuc). Bu fiyatın içinde teknede sınırsız içecek ve atıştırmalıklar, yunus çiftliğinde yunuslarla yüzmek, şnorkelle dalış yapmak (şnorkelleri veriyorlar), adada çok güzel bir açık büfe yemek (Küba standartlarının çok üzerinde), 2-3 saat kadar bembeyaz bir kumsalda güneşlenme ve denize girme var.

                Katamaranlar, Varadero’da bulunan marinadan kalkıyor.  Biletinizi de buradan alabilirsiniz. Yer bulma sorunu yaşamamak için biletinizi önceden almanızda fayda var. Yanınızda fotoğraf makinenizi ve uzun kollu bir şeyler mutlaka bulundurun, hava ara ara serin olabiliyor. Sabah 9 gibi kalkıyor, akşam 5 gibi dönüyor. Şiddetle tavsiye ederim.

cayo-blanco-varadero-cuba

  • Jasone Park

                Şehrin ortasında bulunan güzel bir park. Burada biraz zaman geçirebilir ve yerel satıcılardan alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca aşağıda gezilmesi gereken diğer yerlerin isimleri yazıyor, gezerken gördüğünüz beğendiğiniz yere girebilirsiniz. Hepsine girme şansımız olmadı.

  • Reserva Ecologica Varahicacos

  • Artisan Market

  • Cueva de Ambrosio

  • Delfinario

  • Museo Municipal Varadero

  • Playa Las Calaveras

  • Iglesia de Santa Elvira

 

Restoran – Cafe ve Gece Hayatı

  • Bar Cafe Benny More

  • Calle 62

  • Cabaret Continental

  • Palacio De la Rumba

  • Fm17

  • Cabaret Cueva de Pirata (Pirates Cave)

  • La Arboleda

  • Casa De La Musica

  • La Comparsit

         

            TRİNİDADcuba-trinidad

                Yazımın bir bölümünde merkezden uzaklaştıkça gerçek Küba’ya yakınlaşacağınızı söylemiştim. Trinidad gerçek Küba yaşantısından izler bulabileceğiniz, merkezi biraz turistik fakat çok güzel ve egzotik bir şehir. Şehrin bütün sokakları Arnavut kaldırımından oluşuyor (Sanırım eski halini muhafaza etmişler).

                Havana’dan 330km. Başka şehirlerden ulaşımı Viazul adlı firmayla sağlayabilirsiniz. Şehir içinde bir yerlere gitmek istediğinizde ise at arabası, motosiklet, bisiklet veya taksi kullanabilirsiniz. Genel olarak fiyatları Havana’dan daha ucuz.

                Trinidad, Unesco tarafından 1988 yılında dünya kültür mirası olarak ilan edilmiş.

                Şehir merkezi, korsan saldırılarını önceden görüp önlem alabilmek için okyanusa hakim bir tepede kurulmuş. Göreceğiniz enine uzun binalar ise eski toprak ağalarının evleri.

Not: Trinidad’da otellere rezervasyon yapmak gerçekten çok zor. Bu nedenle rezervasyon yapsanız bile gittiğinizde iptal edilme olasılığının olduğunu bilerek gidin. En kötü ihtimalle evini pansiyon olarak kiralayan Kübalıların evlerinde kalabilirsiniz. (Casa Particular)

  • Plaza Mayor

                Plaza Mayor Meydanı Trinidad’ın merkezi konumunda. Gezmeye başlamak için ideal bir yer. Dar sokakların açıldığı bir meydan. Burada değişik müzeler, kiliseler, cafeler ve kokteyller keşfedebileceğiniz, alışveriş yapabileceğiniz, değişik müzik gruplarına rastlayabileceğiniz  ve Trinidad’da gezerken sürekli içinden geçeceğiniz bir meydan. Çevresinde bir de pazar bulunuyor. Akşamları ise daha bir hareketli oluyor.

  • Trinity Klisesi

                Plaza Mayor’da bulunan ve sanırım şehrin en büyük ve en meşhur kilisesi. Önündeki merdivenin basamaklarında oturup kokteylinizi yudumlayarak etrafı seyredebilir, içerisinde gezebilir ya da tepesinden Trinidad manzarasını fotoğraflayabilirsiniz.

  • Museo Romantico

                Plaza Mayor’da bulunan Trinity Kilisesinin yanında Museo Romantico’ya rastlayabilirsiniz. Burası vakti zamanında yaşanan bir olaya istinaden evini öylece eşyalarıyla bırakıp Avrupa’ya dönen şekerkamışı zengini bir Kont’a ait. İçerisinde kendi kullandığı eşyalar sergileniyor. İlgilenenler gidebilir ama ben ara sokaklarda bir cafede oturup birşeyler yiyip içmeyi tercih ederim.

  • Museo Nacional De La Lucha Contra

                İçerisinde ne olduğunu bilmediğim fakat kulesinden manzara fotoğrafları çekilen bir müze.

  • Playa Ancon (Plaj)

                Kent merkezinden yaklaşık 11 km uzaklıkta ve içerisinde birkaç tane tesis bulunan plaj. Denize girmek için ideal. Sadece burada değil Küba’nın tümünde güneş konusunda dikkatli olunması gerekiyor, aksi halde çok ciddi yanıklarla uğraşabilirsiniz.  At arabası, coco taksi, bisiklet vb. araçlarla ulaşabilirsiniz.

Restoran – Cafe ve Gece Hayatı

                Trinidad’da birçok cafe-bar mevcut. Eminim ki birçoğunun kendine has özellikleri ve güzellikleri var. Trinidad’da geçirdiğim kısıtlı sürede analiz edebildiğim ve tavsiye edebileceğim mekanlar bunlar. Bunların haricinde sizlerin de keşfedeceği birçok yer mutlaka olacaktır.

  • Chanchanchara

                Küba’da ki en güzel kokteyli burada içtim. Mekanla aynı adı taşıyan kokteylin içerisinde olanları tam kestiremesem de rom, bal, buz ve limondan eminim. Seramik bir kadehte servis ediliyor. Chanchanchara kokteylinizi yudumlarken mekanın bahçesinde çıkan harika diye tabir edebileceğim müzik grubunu mutlaka dinleyin, hatta onlarla beraber dans edin.  Kesinlikle tavsiye ederim.

  • Casa De La Musica

                Küba ve akşamlarının vazgeçilmezi olan Casa de la Musica’yı Trinidad’da da görüyoruz. Trinity Kilisesinin merdivenlerinde görebileceğiniz açık hava mekanda kokteyl içebilir, dans edebilir, bilmiyorsanız seyredebilirsiniz. Eğlenceli bir yer.  Benim önerebileceğim diğer yerler ise şunlardır:

  • Pladar Soly Son

  • Paladar Estela

  • Parque Cespedes /Central Bandidos

  • Cerro de la Vigia

 

             SANTA CLARA

                Santa Clara, Havana’dan 275km uzaklıkta bulunan, Che ile özdeşleşmiş ve gezerken duygusallaşacağınız bir şehir.

                Burada, Che’nin mozolesi, heykeli, mezarı ve Che’nin hayatından önemli kesitleri anlatan bir müze bulunmakta. Ayrıca şehrin merkezinde  Monumento a la tome del tren blindado yani raydan çıkmış bir tren ile dozer bulunmakta.

  • Che Anıtı ve mozolesi

                Bizler için Anıtkabir ne demek ise Küba halkı için de Santa Clara’da bulunan Che anıtı ve mozolesi o demek. Burada etrafı gezip bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.

santa-clara-che

 

  • Museo Historica de la revolution (Devrim Tarihi Müzesi)

                Che mozalesinin hemen altında bulunan Devrim Tarihi Müzesi 2 bölümden oluşuyor. Birincisi, Che ve silah arkadaşlarının mezarlarının bulunduğu yer. Che ve arkadaşlarının 1997 yılında bulunabilen ve Küba’ya getirilen cesedi, buradaki müze duvarlarının içine gömülmüş. İçeride duvara yansıyan bir yıldız göreceksiniz. İşte Che’nin mezarı tam orası.  Görünce çok duygulanacaksınız.  Burada dikkat etmeniz gereken en önemli konular içeride çok sessiz olmanız, telefonları kapatmanız ve kesinlikle fotoğraf çekmemeniz. Büyük bir ciddiyetle gezmenizi tavsiye ediyorum, aksi halde kovulabilir hatta cezalandırılabilirsiniz.

                İkinci bölüm ise Che’nin hayatına dair özel eşyalarının, başarı belgelerinin, fotoğraflarının, günlüklerinin vs. bulunduğu ve hayat hikayesinin anlatıldığı bölüm.

  • Monumento a la tome del tren blindado 

                Santa Clara meydanında raydan çıkmış halde öylece duran eski bir tren göreceksiniz. Bu tren zamanında Fulgencio Batista’nın ordusuna silah taşıyan bir trenmiş. Hikayesi ise şöyle;

                Che bir arkadaşından, trende silah taşındığına dair istihbarat alır ve bir dozer yardımıyla rayları bozar, treni raydan çıkarır ve ele geçirir. Ele geçirdiği silahlarla sayıca az olmasına rağmen Santa Clara’da büyük bir savaş kazanır ve bu savaş devrimin kırılma noktasıdır. Haberi alan dönemin faşist başkanı Batista ülkeyi terk eder ve gidiş o gidiştir. İşte o tren hala aynı yerde aynı şekilde durmaktadır. Trenin raydan çıkması için rayları bozan dozer de orada sergilenmektedir. Trenin içerisi de bir açık hava müzesine dönüştürülmüştür. Mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

             CIENFUEGOS

                Cienfuegos, Havana’dan 235 km uzaklıktaki küçük bir şehir. İsmini kumandan Camilio Cienfuegos’dan almış. Che’nin yakın arkadaşı ve devrimin en önemli isimlerinden. Havana’da, devrim meydanında Che ile beraber silüeti bulunmaktadır.

                Kahve, tütün ve şeker temel geçim kaynağı. Çok fazla gezilecek veya yiyip içilecek bir yer yok. Sahil caddesinde manzaraya karşı yürüyüş yapabilir ya da Jose Marti parkında vakit geçirebilirsiniz. Parkın etrafında ise bir katedral ve konser salonu görebilirsiniz.  Ayrıca Reparto Pueblo Nuevo’da bulunan kafelerden birine oturup Cortidito eşliğinde canlı Küba müziği dinleyebilirsiniz.

                Santa Clara ve Cienfuegos’u aynı gün gezmenizi tavsiye ederim.

             GUAMA (ZAPATA BÖLGESİ)

                Burası yemyeşil ağaçlık ormanlarla çevrilmiş, sularında 5-6 metrelik timsahların yaşadığı ve bazı kısımları bataklık olan bir bölge. Bu bataklıklar Karayipler’deki en önemli vahşi yaşamı koruma alanlarından bir tanesiymiş. (Kuşlar, timsahlar, ağaç fareleri, böcekler vs.)

                Burada 15 dakikalık çok keyifli bir tekne yolculuğuyla, eskiden yerlilerin yaşadığı Taino köyüne gidebilir, timsahların yaşadığı, suların etrafına yapılmış olan bungalov evleri görebilir ve burada pina colada eşliğinde timsah eti tadabilirsiniz. Daha sonra  Gran Parque Natural de Montemar adındaki Ulusal Parka gidip timsahları görebilir ve görevlilerin kontrolünde onlarla fotoğraf çektirebilirsiniz.

guama-cuba-zapata

 

                                                                            Okuduğunuz için teşekkür ederim…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,